PHUKET ADASI

PHUKET ADASI TATİLİ

PHUKET ADASI TATİLİ
PHUKET ADASI

Phuket’de olmak inanılmazdır. Özellikle de gittiğiniz plaj partisinden otel odanı­za balıkçı tekneleri eve dönerken döndüyseniz. Ama güneş parti için yeterince yüksekteyse, otele dönmeye de gerek yok demektir… Bu manzaralar Phuket’te günde binlerce kez yaşanır. Bu kadar çok turisti buraya çeken etken de bu zaten.

Phuket’in ilk adı Tamil dilinde ‘kristal dağ’ anlamına gelen Manikram’dır. Yak­laşık olarak 350.000 kişinin yaşadığı bu tropik ada, aynı zamanda dünya deniz turizminin de en güzel kıyılarına sahip . Topraklarının %80’e yakın bir alanı dağ­lık olan Phuket, virajlı ve rampalı yolla­rıyla yeşillikler arasında ayrı bir görsel şölen de sunar.

En çok ziyareti 5,3 milyon turist ile ada­nın batı kıyılarındaki 17 adet plaj çeker. Rawai ve Hat Nai Han’ın kayalıklı koylarından Patong’a, şık Hat Surin’den kuzeydeki Ao Nai Thon’a her plaj doğal güzellikleri ile göz dolduruyor

Phuket’in doğal yaşam alanlarında şela­le görebileceğiniz, orman yürüyüşleri, fil ile orman safarisi yapabileceğiniz, doğal bambu sallar ile orman içinde nehirde gezebileceğiniz, kaplumbağaları görebi­leceğiniz, yılanların şovunu izleyip, ağaçlardan nasıl reçine çıktığına dair keşifte bulunacağınız Phuket doğal yaşam turlarına katılabilirsiniz.

Adanın kültürel noktası Eski Phuket’te yer alıyor. 100 yıl önce kalay  bulmak için Phuket’e gelen işçiler Baba halkının bir zamanlar  yaşadığı yer olan Eski Phu­ket, Sina- Portekiz mimarisinde malika­neler, dükkanlar, sanat galerileri ve hat­ta lüks restoranlar ile dolu.

Phuket çok lezzetli bir yer. Thai körileri ve salatalarıyla, taze deniz ürünü seçe­nekleriyle ve tavuk stantlarıyla burada bol bol yemek yiyeceksiniz.

PHUKET ADASI EĞLENCE
PHUKET ADASI EĞLENCE

PHUKET ADASI EĞLENCE

Güneş battığında Phuket’in farklı bir yüzü  ortaya  çıkıyor.  Çılgın  go-go barları, şık loungelar, canlı rock & roll çalan club’lar ve uluslararası DJ’lerin sahne aldığı gece kulüpleri canlanıyor. Ve eğer bu eğlenceden sağ çıkıp tüm gece uya­nık kalabilirseniz, geceyi bir plajda son­landırıp bir yandan dinlenirken bir yan­ dan da güneşin doğuşunu izleyebilirsi­niz.  1998 yılından  bu  yana gösterimde olan  ve  Thai  kültürünü  muhteşem bir  “Las Vegas  tarzı gösteri  ile sunan Phuket Fantasea Show’u da izleyebilirsiniz.

AKDENİZ’DE YATÇILIK VE YELKENLİ

AKDENİZ YATÇILIK

AKDENİZ YATÇILIK

Akdeniz’de yelken açmak, rüyanın gerçeğe dönüşmesidir. Burası en büyük yatçılık destinasyonudur ve bu çarpıcı bölge gerçekten hepsine sahiptir: görkemli manzaralar, görkemli plajlar, özel yat kiralama ile keşfedilecek binlerce ada, kaliteli yemekler ve ondan sonra tüm okyanusu adlandıran nefes kesen mavi bir deniz. Picasso gibi izlenimci sanatçıların, sanatsal etkisi için bu canlı sahil şeridini seçmeleri, denizin, göğün ve bereketli toprakların çarpıcı renklerinden günlük ilham toplamaları şaşırtıcı değil.

Gerçekten zamansız bir çekiciliği ile kutsanmış olan Akdeniz, deniz misafirlerine çok çeşitli manzaralar ve lezzetler sunmaktadır. Binlerce yıllık tarihi ile bu alan kültür, gelenek, mimari, sanat, mutfak ve güzel manzaralar bakımından zengindir. Ziyaretçilerine dünyanın başka hiçbir yerinde bulunamayan kozmopolit bir lezzet verir ve bunu kabul etmenin, kendi lüks yat kiralama belgenizin eşsiz bakış açısından daha iyi bir yolu yoktur.

Pırıltılı kasabalarıyla, pitoresk Yunan adalarını, Dalmaçya kıyılarını veya ışıltılı berraklığıyla ünlü turkuaz sularıyla İtalya’nın Güneyini keşfetmek için Cote d’Azur’u keşfetmek isteyip istemediğinize göre, Akdeniz mutlaka görülmesi gereken bir yer. Binlerce yıllık tarihi ile bu alan, güzel manzaralar arasında seyahat, zengin kültürün tadı ve yerel geleneklerin deneyimini birleştirmek isteyen herkes için idealdir.

Lüks bir yaşamda kendinizi şımartmak isteyenler için – yıldızların altında biraz dans ve şampanya – Ibiza veya Saint Tropez gibi destinasyonlarda güneş battıktan sonra görkemli gece hayatı ve kaliteli yemekler. Sadece rahatlamak isteyenler için, tenha limanlarda, kristal sularda ve korunaklı koylarda daha sessiz zamanlar olabilir – çoğu sadece tekne ile erişilebilir. Cote d’Azur, dünyaca ünlü Cannes Film Festivali’nden Monaco Grand Prix’ye kadar yaz ayları boyunca ışıltılı bir sosyal ve sportif etkinlik takvimine ev sahipliği yapıyor ve Formula 1’in yüksek oktanlı enerjisini tecrübe etmenin kesinlikle daha ince bir yolu yok ve Monte Carlo’nın gösterişli vızıltısı süper yatınızın güvertesinden ziyade.

YATÇILIK

AKDENİZ YAT MEVSİMİ

Akdeniz’de yat mevsimi genellikle nisan ayından ekim ayının sonuna kadar sürer. Charter mevsiminin zirvesi yaz aylarında olmasına rağmen, sonbahar bu büyüleyici bölgeyi deniz yoluyla ziyaret etmek için harika bir zamandır. Sıcaklıklar biraz daha soğuk ama yine de rahat ve deniz yaz boyunca ısınır, yeterince sıcak bir yüzme imkanı sunar. Sonbahar aylarında popüler Akdeniz turizm merkezlerinde yoğunluk olmaz, bu nedenle yılın sonuna doğru ziyaret ederseniz, rıhtımları ve demirleri güven altına almak daha kolay. Akdeniz yat kiralamanızın tatiliniz boyunca kendi lüks yüzen kaleniz olmasına izin verin – burası deniz yoluyla keşfedilecek en büyüleyici yerlerden biridir.

KARS EL SANATLARI VE DOKUMA

KARS EL SANATLARI

KARS DOKUMA

 

Halı, Kilim ve Benzeri Dokumalar

Her sanat eseri onun ham maddesinin en bol bulunduğu yerde üretilir. Halı, ki­lim ve benzeri dokumalar da bu kaidenin dışında değildir. Bir hayvancılık bölgesi olan, koyun yetiştirilen Kars ve çevresinde de, bu kaideye uygun olarak, yıllar boyu halı, kilim, cecim, zili, sumak ve çiği kilimi gibi çeşitli kirkitli (dokuma tarağı ile sı­kıştırılan) dokumalar yapılmıştır.

KARS DOKUMALARI

KARS HALI, KİLİM

Arkeolojik ve tarihi vesikalara göre dünyanın en eski kavimlerinden olan Türkler, halı, kilim ve benzeri dokumalarında mucitlerdir. Düğümlü halının vatanı Batı Türkistan’dır . Araştırmalar burada yaşayan kavimlerin, hayvanlarından elde ettik­leri yünlerle, hayvan postunu taklit ederek, suni post elde ettiklerini ortaya koy muştur. İşte bu suni post  görünüşündeki dokuma ile, halının en iptidai şekli orta­ya çıkmış ve bu dokuma halının öncüsü olmuştur.

Bu suni post ilk defa çul dokuma üzerine saçak yönleri düğümlemek suretiyle elde edilmiş; bu dokuma giderek çeşitli aşamalar geçirmiş, saçak yün yerine eğrilip bükülmüş iplik kullanılarak, halı meydana gelmiştir . Halının ilkel örneği olan suni post görünüşündeki dokumanın ortaya  konuluşundan  bu  yana  yüzyıllar geçmesine rağmen, bu dokumanın benzerini ve gelişme safhalarını gösteren örneklerini günümüzde de görmek mümkündür. Bu dokumaya Kars ‘ta genellikle “geve” denilmekte iken Azerbaycan ve Kağızman ‘da “hırsek” denilmektedir. Bu dokuma da aynen halı gibi dokunur. Aradaki fark “geve ” de tüylü yüzey için boyanmış ve bo­yanmamış saçak yün, “halı”da ise eğrilip bükülmüş yün iplik kullanılır. Bu dokuma, düğümlü . halının yani  Türk  halıcılığının  öncülüğünü  temsil eden  bir  örnek olarak çok önemlidir.

Vaktiyle Kars ‘ın özellikle kırsal kesiminde, yaylakçı ve yerleşik hayata devamlı dokunmuş olan bu dokumaya “geve” denilmesinin yanında Kars ‘ ta ayrıca büyük halılara da “geve” denilmektedir.

Önceleri pek çok dokunmuş olmasına rağmen ne yazık ki bu gün ancak eskiden dokunmuş olanlara ender olarak evlerde veya halı dükkanlarında rastlanmak­tadır . Bu tür dokumalar artık yapılmamaktadır.

Kars ‘ta gevenin yanı sıra , dokuma  teknikleri  ve  görüşleri  birbirinden çok  farklı olan ; zili  ,  sumak , kilim, cecim, ve çeşitleri ile çiği kilimi gibi kirkitli dokumaların  hemen hepsi dokunmuştur .

KARS’DA EVLENME

KARS EVLENME

Evlenme Gelenekleri

Evlenme Gelenekleri
Evlenme Gelenekleri

Yörede evlenme gelenekleri pek az değişime uğramış­tır. Evlenme çağı kızlar da 15-19 erkeklerde 18-23 yaşları arasındadır . Çoğunlukla görücü usulüyle evlenilir. Oldukça azalmış olmasına rağmen bazı yöreler de devam eden başlık parası geleneği, kız kaçırma olaylarını da artırmaktadır. Bu ise  yakın zamana değin aileler arası düşmanlıklara yol açmıştır. Kızların söz hakkı yok gibi­dir. Erkeklerse evlenme  istemlerini  ev  içinde  çekingen  küskün  tavırlarla  belirtir. Aracılarla iletirler. Yanıtta aracılara verilir.

Erkeğin istediği kızı ana – baba da uygun görürse, kızın evine elçi gönderilir. Erkeğin herhangi bir isteği olmasa da, eğer oğlan evlenme  çağına  gelmişse  kız  boyla­maya (beğenmeye) çıkılır. Elçi  gönderme,  doğrudan  kız  isteme  anlamına  geldiğinden, önce kadınlar gidip kızı görürler. Elçiler , yörenin  saygın  kişilerinden  seçilir. Oğlanın babası ya da yakınları da elçilerle birlikte gider. Bunun iç in de genellikle Cuma günleri seçilir.

Elçiler arasında en yaşlı kişi sözü açar, isteklerini  bildirirler. Kız babası da evlenmeden yanaysa, “Allahın emri varsa men ne diyecem ? Bir de gızdan sorak , bahalı ne der”  diye  cevaplar.  Karısı  aracılığıyla  kızın  düşünçesini  elçilere  iletir.  Evlenme­den yana değilse “Kocalık kızımız yok. Sizin yitiğiniz bizde değil başka yerde arayın”gibi yanıtlar verilir.

Kız tarafının olumlu yanıtıyla “şirni (tatlı) yeme günü” kararlaştırılır. Erkek tarafınca getirilen kolonya, şeker, meyve gibi şeyler konuklara sunulur. Bu aynı zamanda “beh günü” (söz kesme) olarak da değerlendirilir. Kız evine söz yüzüğü, ka­lağı (baş örtüsü) ve çeşitli hediyeler  getirilir. Kalağının  bir  ucuna  kararlaştırılan başlığın bir bölümü bağlanmıştır. Kadın ve erkekler ayrı odalar da toplanır. Güveyin yakınlarından biri kıza yüzüğü takar. Kimi zamanda kız, erkeklerin toplandığı odaya getirilerek, yüzük orada takılır.

KARS İLKÖĞRETİM VE ORTAÖĞRETİM

İLKOKUL

İLKÖĞRETİM
İLKÖĞRETİM

Toplam ilkokul öğrencisi sayısı ise 1961′ de 58.000’e, 1970’te 107.000’e, 1979’da 114.000’e ve 1989′ da yaklaşık 150.000’e çıkmıştır. 1996-1997 öğretim yılında ilko­kulda öğrenim gören  toplam  öğren­ci sayısı 62.163’tür. İlde toplam ilko­kul öğrencileri içinde kızların oranı 1961 yılın da %30 iken bu oran gide­rek artmış ve 1970 ‘te %42, 1989’da %47’yi aşmıştır.

Kars’ta ilkokul öğretmenlerinin sayısı  1923 ‘te   46  iken 1943’te 402’ye yükselerek 8 kat artış göster­miştir. Aynı dönem de Türkiye’deki artış bir kattan daha azdı. Kars’taki hızlı artışın en temel nedeni eğit­menlerin çokluğuydu . Kars eğitmen sayısının yüksekliği  açısından Ankara’dan sonra ikinci sırada bulunmaktaydı. İldeki ilkokul öğretmeni sayısı 1961-62 öğretim yılında 1375’e ulaştı. Öğretmen sayısı 1970’te 2700, 1979 ‘da 3745, 1989’da 4258’ e yükselmiştir.

1997-1998 öğretim yılında hayata geçirilen Sekiz Yıllık Kesintisiz Eğitim Refor­mu ilde başarıyla uygulanmaktadır. 2001-2002 öğretim yılı itibariyle ildeki 409 ilköğretim okulunda, 59.149 öğrenci öğrenim görmekte ve 2.084 öğretmen görev yapmaktadır. Ayrıca coğrafi şartları uygun olan 163 okuldan 5.0 merkeze 4.565 öğrenci taşınmaktadır.

Ortaöğretim 

Ortaokullar : Kars ilinde orta öğretimi yaygınlaştırma çabaları 1965-1980 döneminde yoğunlaşmış ve 1954’te 9 ve 1965’te 13 olan ortaöğretim kurumu sayısı 1979’da 78’e ulaşmıştır. İlçelerden sonra bucak ve köyler de ele orta­ okullar açılmaya başlanmıştır. 1989-1990 öğretim  yılında ise  ortaöğretim  veren okul sayısı 104’e çıkmıştır. Kars ‘ta ortaokul öğrencisi sayısı 1954’te yaklaşık 1400 iken 1964’te 6200’e, 1979’da 17700 dolayına çıkmış; kız öğrencilerin toplam için ­ deki payı 1955’te %12 iken 1980’de % 28’e ulaşmıştır. 1954’te Kars ‘taki 9 orta okul­ da 88 öğretmen vardı. Bu sayı 1964’te 281, 1979-80 döneminde 456 olmuştur. 1996-1997 öğretim yılında Kars ‘taki 69 ortaokulda, 10.020  öğrenci ve 258 öğret­men bulunuyordu. 1997 yılında zorunlu eğitim in 8 yıla çıkartılması sonrasında ortaokullar , ilköğretim okullarının ikinci kademe eğitimi verilen bölümlerine dönüş­türülmüştür.

Günümüzde Kars Ticari Hayatı

Günümüzde Kars Ticari Hayatı

KARS SÜT ÜRÜNLERİ ÜRETİMİ
KARS SÜT ÜRÜNLERİ ÜRETİMİ

 

Kars ilinde arzu edilen düzeyde olmayan sanayiye göre daha iyi durumda olan bir ticari hayat vardır. İl merkezinde yoğunlaşan ticaretin önemli bir bölümünü ta­rım ve özellikle hayvancılık ürünleri teşkil eder. Bunun yanında diğer illerden geti­rilen ürünlerin satışına dayalı ticaret de hatırı sayılır bir yer tutmaktadır.

İlde özellikle yaz ayların da canlı hayvan ticareti nedeniyle bir canlılık görül­mekte ve Kars’tan diğer illere hayvan sevkiyatı yapılmaktadır. Bunun yanında Kars ilinden diğer illere et ve et  ürünleri, bal, gravyer, kaşar  peyniri  ve diğer süt  ürünle­ri, yün, yapağı, kuru ot ve saman, şeker, karma yem, çimento , metal bağlantı ele­manları, ayakkabı gibi ilde üretimi yapılan birçok ürünün satışı yapılmaktadır.

KARS SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİ ÜRETİMİ

KARS SEBZE MEYVE HALİ
KARS SEBZE MEYVE HALİ

 

İlde üretilen ve yurt çapında bir talebi olan Kars kaşar peyniri ve bir çok ayırı­cı vasfa sahip olan meşhur Kars balı ilin diğer illerle yaptığı ticarette gerçekten önemli bir paya sahiptir. Kars ticari olarak diğer illere bağımlıdır. İlde imalat sana­yi tesislerinin az olması nedeniyle temel tüketim maddeleri büyük oranda diğer illerden karşılanmaktadır. il merkezinde ve Sarıkamış’ta yaş sebze ve meyve hali vardır. Yurdun değişik köşelerinden buralara getirilen ürünler serbest piyasa şart­larına uygun olarak il geneline pazarlanmaktadır.

Geçmişten beri Kars ilinin diğer illere satış yaptığı en önemli ticari mal, canlı hayvandır. Uygulanan yanlış politikalar (et ithalatı gibi) ve bunun yam sıra son za­manlarda komşu ülkelerden yurdumuza kaçak olarak sokulan hayvan sayısında görülen olağanüstü artışlar, Kars’ın daha önce büyük oranda söz sahibi olduğu piyasada etkinliğini göreceli olarak azaltmıştır.

 

 

 

Kars Baklagil -Endüstri Bitkileri ve Yağlı Tohum Üretimi

Toplam tahıl üretiminin % 45.44’sini buğday, % 55,64’ünü arpa teşkil eder. Bu ürünlerden buğdayın hektar başına verimliliğ 992 kg iken, arpanın verimliliği
1. 234 kg’dır.

Bu üretim değerleriyle Kars ili, 1997 yılında üretim değerleri açısından Türki­ye genelin de buğdayın % 0,59 ‘unu , arpanın ise %1,71’ ini üretmekte iken, pazarla­nan tarla ürünleri değeri bakımından ise buğdayda Türkiye toplamının % 0,5’ini, arpanın ise %1,07’sini üretmektedir.

Baklagiller

kars baklagil üretimi
kars baklagil üretimi

1925-1926 Devlet Salnamesinde Kars İli civarında 98 hektar mer­cimek, 38,4 hektar fasulye olmak üzere toplam 54,4 hektar baklagil ekildiği belirtilmektedir.

1999’de baklagillerin ekim alanı 5.439 hektar olup, 1.364 ton üretim gerçekleştirilmiştir. Ürün çeşidi olarak sadece kuru fasulye, yeşil mercimek ve fiğ üretmek­tedir. Gerek ekiliş alanı, gerekse ürün olarak en çok üretilen baklagil çeşidi ise fiğ dir . 5.439 hektarlık baklagil alanının 5.353 hektarına fiğ ekilmiş ve 1.248 ton ürün elde edilmiştir. Yeşil mercimek 48 hektarlık bir alana ekilerek 66 ton ürün elde edil­miş iken, fasulye 38 hektara ekilmiş ve 50 ton ürün sağlanmıştır.

Bu üretim rakamlarıyla Kars, üretim bakımından Türkiye genelinde fiğin
% 0,96’sını, yeşil mercimeğin % 0,06’sını, fasulyenin ise % 0,02’sini üretmektedir. Pazarlanan tarla ürünleri değeri bakımından Türkiye’nin toplam fiğ üretiminin % 0,96’sını, yeşil mercimek üretiminin % 0,06’sını ve fasulyenin % 0,02 gibi çok kü­çük bir oranını üretebilmektedir.

Endüstri Bitkileri ve Yağlı Tohumlar

Endüstri Bitkileri ve Yağlı Tohumlar
Endüstri Bitkileri ve Yağlı Tohumlar

19. yüzyıl sonlarında Rus işgaline uğra­yan Kars’ta endüstriyel bitki üretimine başlandığı, özellikle tütün ve ayçiçeği üreti­mi yapıldığı bilinmektedir.

KARS’IN İKLİM VE SICAKLIĞI

İKLİM

KARS İKLİMİ
KARS

Kars Doğu Anadolu Bölgesinin en soğuk bölgesinde yer alır. İlde ‘Doğu Anadolu yüksek yayla iklimi’ görülür. Kars’ta kışları uzun ve sert, yazları ılımlı  hatta  se­rince geçen bir iklim vardır. Burası Türkiye’ de soğukların en bariz olduğu ve uzun sürdüğü yerlerdendir. Bu durumun temel nedenleri; yüksek  dağ  sıralarıyla  denizlerin ılımanlaştırıcı etkisinden ayrılması, yüksekliğin fazla olması, Kış mevsiminde Büyük Asya Kara Kütlesi üzerinde yerleşen soğuk ve ağır hava kütlesi (Sibirya yük­sek basınç merkezi) nin buraya kadar sokulmasıdır.

Bütün bu faktörler Kars ikliminin temel karakterini belirler . Kars yöresi iklimi üzerinde etkili olan başlıca iklim elemanları; sıcaklık, basınç ve rüzgar, nem ve  ya­ğıştır.

Sıcaklık 

Merkez ilçede yapılan ölçümlere göre yıllık sıcaklık ortalaması 6. 30 C dir. İl genelinde kış dönemi Ekim ayı ortalarında başlamakta ve Mayıs ayının ortalarına kadar sürmektedir. Merkez ilçe de aylık ortalama sıcaklık Ocak ayın da en düşük düzeye düşer. Bu ayın sıcaklık ortalaması -11 ,6 C dir. Kars’ta en soğuk geçen aylar Aralık ve Ocak, en sıcak geçen aylar ise Temmuz ve Ağustos’ dur. Sıcaklık or­talaması yaz aylarında bile 17.0’C  nin  biraz üstüne çıkmaktadır. Yıl  içerisinde  donlu gün sayısı 160 ‘ı bulur. Kışın sıcaklığın -40 O C nin altına düştüğü dahi görülmek­tedir. Erken başlayan kış geç biter.

Kısa bir ilkbahardan sonra gecelerin serin fakat gündüzlerin 30 O C nin üzerine çıkabildiği bir yaz mevsimi gelir. Bu mevsimden som-a kısa bir sonbahar yaşanır. İlde ilkbahar ve sonbahar  gibi ara  mevsimler  he­men hemen  yok gibidir. Kars’ta en yüksek sıcaklık Temmuz  ayında  34,80  C olarak, en düşük sıcaklık ise Ocak ayında -39,60 C olarak gerçekleşmiştir .

NEOLİTİK -KALKOLİTİK DÖNEM VE TUNÇ DEVRİ DUVAR RESİMLERİ

NEOLİTİK DÖNEM

ilk tunç çağı

Neolitik Dönemde Yazılıkaya – Kurban ağa Mağarası’nın doğusunda , kale denilen tepede açılan bir sondaj çukurunda da üst katmanda farklı bir katman saptanmış ve bunun Son Ne­olitik Dönemden kalmış olabileceği öne sürülmüştür. Kaledeki duvar resimlerinin ise Son Neolitik Dönem ya da İlk Tunç Çağı sonlarında yapıldığı sanılmaktadır.

Kalkolitik Dönem:

Araç-gereç yapımında bakır kullanılmaya başlanmasıyla be­lirlenen kalkolitik dönemin Kars yöresindeki buluntu yeri Kağızman’ın güney kesi­minde yer almaktadır. Mısır Dağı yerleşme yerinde, yapılan araştırmalarda, kalkolitik dönem özellikleri taşıyan buluntular ele geçmiştir. Bakır Çağı da denilen bu dönemin izlerine, Anı’da ve Azat Köyü’ndeki höyükte de rastlanmıştır.

İlk Tunç Çağı:

Bu dönem bakırla kalayın karıştırılmasıyla elde edilen  tuncun, araç yapımında kullanılmaya başlan masıyla ayırt edilen bir dönemdir. İlk tunç çağ, Kars bölgesinde Yazılıkaya’nın dibinde açılan Küçük Deney Çukuru’nda ve Kurba­nağa Mağarası yakınındaki sondajda ele geçen  çanak  çömleklerle  ve aynı  mağaranın doğusunda, kale denilen, üstü düz yüksek tepedeki  sondaj çukurunun  buluntu­larıyla bilinmektedir.

Kale mevkiindeki  açmada; ilk Tunç Çağından kalma bir açkı taşı, el değirmeni taşları, bir çekiç, delinmiş, üstü çizgi-süslü hayvan parmak kemikleri, küçük bir taş hayvan, el yapımı çanak-çömlekler ve yapı kalıntıları olduğu düşünülen iri taş yı­kıntıları bulunmuştur.

Tüm bu araştırmalardan çıkan sonuç; Kars yöresinin Paleolitik Dönem ‘den başlayarak Orta Tunç Çağına değin kesintisiz bir kültür silsilesine mekan olduğudur.

EDİRNE MADENLER VE AFETLER

SANAYİ MADENLERİ

BENTONİT EDİRNE

a- Bentonit: Saha, Enez İlçesine 15 km uzaklıktadır. Sahada, bentonitin en yoğun olduğu kısım, Enez’in 3 km kuzeydoğusunda olup, ortalama kalınlık 11.5 km 1dir. Yapılan  Çalışmalar neticesinde toplam rezerv 153 milyon tonu bulmaktadır. Kalite bakımından oldukça iyidir.
b- Fosfat: Saha, Edirne İli Lalapaşa İlçesinin 500m kuzeyinde ve yine Lalapaşa İlçesi ile
Taşlımüsellim Köyü arasında gözlenir. Fosfatlı seviyeler Eosen-Oligosen yaşlı birimler içinde oluşmuştur. Sahadan alınan örneklerin analiz sonuçları neticesinde; %2 .65- 19.27 P2O5 değerleri elde edilmiştir.
c- Çimento: Hammaddeleri: Saha, Edirne İline 20 km uzaklıktadır. Kireç taşlan Doğu-Batı
yönünde yayılım gösterir. Tabaka kalınlıkları genellikle 0.50- 2 m arasında değişir.
Sahadan alınan numunelerin analiz neticeleri sonucunda;
%66 SiO2,
% 15 Al 2O3,
%5.5 Fe2O3
% 1.5Ca O
Sahadaki çalışmalar neticesinde; 20.700.000 ton görünür, 52.050.000 ton muhtemel kireç taşı rezervleriyle, 6896250 ton görünür, 11.13 7.500 ton muhtemel kil rezervi hesaplanmıştır.
Ayrıca İl genelinde, kuvara kumu, kuvars, mermer ve kuvarsit madenleri de mevcuttur.

EDİRNE SELLER

DOĞAL AFETLER

Depremler: İlimiz geneli 3. derece deprem kuşağında yer almaktadır. 1752 yılından sonra büyük çapta yıkıma sebep olan depreme rastlanmamıştır.

Heyelan ve Çığlar: Bölgemizde çığ ve heyelana maruz alanlar mevcut değildir.

Seller: İlimizde yakın tarihlerde sel olayları görülmemiştir. Ancak İl Merkezinde Tunca
Nehrinin taşkınlıklarına karşı DSİ . tarafından taşkın koruma seddeleri yapılmışsa da Meriç ve Tunca Nehri’nin debileri çok yüksek olduğu zamanlarda taşkın olayı görülmektedir. Aynı sedde Meriç Nehri boyunca İpsala ve Enez İlçeleri tarım arazilerini koruma amacıyla yapılmıştır.

Fırtınalar: İlimizde afet vasfında fırtına olayına rastlanmamıştır.

YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ

DAĞLAR:
Batı lstranca Dağları: Edirne İli’nin Kuzeyini, Lalapaşa İlçesini kaplar.
Koru Dağı: Keşan İlçesinin Güneydoğusunu kaplar. İlin en yüksek yeridir. Yedisu Tepesi 725 metre yüksekliktedir.

Candır Dağı: İpsala ve Enez İlçelerinin adeta doğa sınırını meydana getirir. En yüksek tepesi Çandır 385 metredir.
Uzunköprü Dağları: Uzunköprü İlçesinin Güneydoğusu dağlıktır. En yüksek tepesi
Süleymaniye Tepesi olup yüksekliği 3 78 metredir.

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın